Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

Mühim Hadiseler Enstitüsü | April 23, 2014

Scroll to top

Top

Söyleşi: Yüzyüzeyken Konuşuruz

Söyleşi: Yüzyüzeyken Konuşuruz
Tayfun Polat

Yüzyüzeyken Konuşuruz, hepi topu 2,5 yıllık bir proje. Bu yaşında bu kadar iyi sözler yazabilen bir adamın, Kaan Boşnak’ın projesi.

041120131437264363515_3

Öyle sözlerden bahsediyoruz ki, bir yıl önce, Kaan Boşnak bir grup kurup şarkılarını sahnede çalmaya karar vermeden önce web’den yayınladığı ev hali klipleriyle toplamda yüz bin izleyiciden fazlasına ulaşmıştı Yüzyüzeyken Konuşuruz’un müziği. Sonra olaylar hızlı gelişti ve Fono Müzik’in sahiplenmesiyle şimdi ilk albüm Evdekilere Selam raflarda yerini aldı. Kaan ve grubun sessiz gitaristi Engin ile grubun hem basçısı hem de prodüktörü olan Burak’la beraber çay, sigara eşliğinde muhabbete oturduk. Grubun samimiyeti ve mütevazılığıyla müzikten, hedeflerden başladığımız sohbet, Burak’ın plak firması şapkasıyla sektöre ve nihayetinde doğal olarak Gezi’ye uzandı. Şunu da ekleyelim; Evdekilere Selam, yılın en iyi albümlerinden biri. Mutlaka edinin, bizden söylemesi.

 

Kaan, tam bir yıl olmuş. Karga’ya gelmiştin, elinde kayıtlar vardı. Bu şarkıları konserlerde çalmak istiyoruz demiştin. Nasıl bir yıl oldu?

Kaan Boşnak: Aslında ondan öncesi de var. Sana geldiğim günden önce bir buçuk boyunca evdeydim. Evden hiç çıkmamıştım. O gün evden çıktığım gün. Zaten her şey ondan sonra oldu. Sana ulaştıktan sonra başladı Yüzyüzeyken Konuşuruz, sahne hayatı…

 

Başlangıçta bu bir video projesiydi. Neden öyle düşünmüştün?

KB: O zaman başka bir grubum vardı. Gruptan çok yorulmuştum ve ayrıldım. Bir daha da grup müziğine yaklaşmak istemedim. Evde yaptığım, evde yayınladığım, evden dinlenebilen bir proje olsun istedim Yüzyüzeyken Konuşuruz. Tek başımaydım, bir arkadaşım video çekiyordu, ben de söylüyordum. Videolar ilgi görünce ben dışarı çıktım, grup topladım ve konserler başladı.

 

Yine de olayların çok hızlı geliştiğini düşünüyorum. Bayağı grup var ama bir sene gibi bir sürede buraya ulaşmayı herkes beceremiyor. Bu gelişmenin sebebi ne sence? İnterneti iyi kullanmak mı?

KB: Aslında interneti hiç de iyi kullandığımı düşünmüyorum. Bu zamanda sosyal medyayı iyi kullanan, sosyal medyadan çıkmış gruplara baktığımız zaman çok daha organize işler görüyoruz. Bizimki çok amatördü. İlk bir sene Yüzyüzeyken Konuşuruz’un resmi bir sayfası yoktu. Facebook hesabımda paylaşıyordum, 600-700 arkadaşım görüyordu. Onların dışarı paylaşmasıyla dönmeye başladı şarkılar. Sayfayı kurduğumuzda da çok fazla bir etkinlik göstermedik. Kendi çektiğimiz fotoğrafları yayınladık. Evde çektiğimiz videoları koyduk. Bir toplanma amacı olarak gördük. Bunun dışında bir internet etkinliğimiz olmadı.

 

Burak, sen grubun bir üyesi olmanın yanında albümün prodüktörü ve Fono Müzik tarafındasın. Sen nasıl fark ettin Yüzyüzeyken Konuşuruz’u?

Burak Güngörmüş: Bir akşam Hakan’ın (Özer) evinde fiks yemek muhabbetlerimizden birinde buluştuk. Hakan “Soundcloud’da bir gruba denk geldim, dinletmek istiyorum sana,” dedi. Müziği dinledim ve hemen Kaan’a mail attım, “Size plak yapmak istiyorum.” Ertesi gün geri döndüler. Plak lafı geçince hoşlarına gitti. Bir araya geldik, yüzyüzeyken konuştuk. Engin haricinde grup elemanları farklıydı. O ekiple Deneyevi Stüdyosu’nda bir demo kayıt aldık. Derken grupta çatırdamalar oldu. Ben de üzüldüm ama Kaan ve Engin devam etmek istediler. Basçı gerekti, ben çaldım. Oğuz (Kont) davul ve keyboard çaldı. Bu plak fikrini bir an önce gerçekleştirmek istedik. Herkesin paylaşmasını istedim. Tabii ki sosyal medyada hâlâ bir plak şirketine bağlı gibi davranmıyoruz aslında. O konuda bayağı özgürüz. Yeni bir şarkı olduğu zaman ya da konser kayıtlarını yine soundcloud’da yayınlayıp insanların tepkilerini ölçerek bir şeyler yapıyoruz.

 

Albümdeki şarkıların çoğu sene başındaki Birkaç Yıl Sonra Utanılacak Şarkılar EP’sinde olanlar. Önceki dönemde yapılmış, videosu çok izlenmiş bazı şarkıları da seçmemişsiniz. Albümü nasıl oluşturdunuz, şarkıları nasıl seçtiniz?

KB: Aslında “Bakkal Osman Abi” dışında en yenileri seçtik. Daha birbirine benzeyen, akor yapıları, anlattığı şeyler benzer şarkılar. Aynı dönem yazılmış oldukları için, biraz da bir konsept albüm olmasını istedik. Tek başıma da karar vermedim. Elimizde kalem, kâğıt, bayağı bir yazdık çizdik, çaldık, baktık. En sonunda bu halini aldı.

Engin Sevik: Zaten başta bir albüm fikri yoktu. Plak lafı bizim ilgimizi çekti. Var olan şarkıların bir plakta olması.

KB: Biz de yakıştırdık yaptığımız müziği plak konseptine.

 

maxresdefault

Karga’da çalacağınız ilk konserin soundcheck’inde, “Ne yaptım ben, bu adamlar çalamıyorlarmış,” diye düşünmüştüm. (gülüşmeler) Şimdi albümü dinleyince bayağı etkilendim. Özellikle gitarlar. Düzenlemeler çok iyi, bir de bayağı iyi çalınmış. Çok çalışmış olmalısınız diye düşünüyorum.

BG: Aslında albüm kayıtları üç gün sürdü. Toplam otuz saatte bütün kayıtları yaptık. Elektrik gitarlarda değişiklikler oldu, daha güzel bir solo bekledik, bazı vokallerde değişimler oldu. Ama temel olarak otuz saatte kaydettik.

KB: Düzenlemeler konusunda bayağı kafa yorduk. Beş enstrümanla bu şarkıları orijinaline sadık kalacak biçimde nasıl yapabiliriz diye baktık. Ondan sonra singer-songwriter formatında kaydettik şarkıları. Bir altyapı var, öne çıkan bölüm genel olarak vokal ve sözler. Ama bir farklılık var, elektrogitar da çok öne çıkıyor, bu da benim çok hoşuma gidiyor. Biraz daha, müzikle de alakalı bir proje olmaya başladı.

 

Yüzyüzeyken Konuşuruz projesinin bu kadar dikkat çekmesinin tek sebebi senin yazdığın sözler. İnternete koyduğun videolarda da sadece bir ritim gitar vardı. Sözler öne çıkıyordu. Nasıl soracağımı da bilmiyorum, bu yaşta bu nasıl bir meleke, nerden çıkıyor bu sözler, çok merak ediyorum.

KB: Ben de bilmiyorum. Bunun üzerine ben de çok düşündüm. Kendi kendime okuduğum, izlediğim, dinlediğim şeylerle, yaşadıklarımın tam çatıştığı dönemler oluyor. Üretme dönemleri de bunlar. Bu dönemler haricinde asla şarkı yapamıyorum. Birikimlerle yaşanan duygu yoğunlukları denk geldiğinde, birbirlerini orantılı bir biçimde desteklediği zamanlarda güzel şarkılar çıkıyor ortaya. Ama nasıl yazdığımı bilmiyorum.

BG: Sözlere Hakan’la ben müdahale ediyoruz, ama bozmuyoruz. Melodisinde, özellikle ilk heceyi uzatma durumları Türkçe’de çok olur, onlara dikkat ediyoruz. Ama bunun dışında tüm sözler Kaan’a ait. Kaan’ın şarkı yazarlığı gerçekten dikkat çekici. Bizim de plak şirketi olarak bu projeye girmemizde şarkı sözleri çok etkili oldu. Ama bence bütünü, yani yazdığı sözü ve bu sözü söylerken kendine seçmiş olduğu duruşu, kılık kıyafeti kendine çok güzel yakıştırıyor Kaan.

 

Ben Yüzyüzeyken Konuşuruz’un beş sene sonra çok daha geniş kitlelere ulaşacağını düşünüyorum. Bu kadar kısa sürede bunca fark edilmesi, beş sene sonra Kaan’ı bambaşka yerlerde göreceğiz anlamına geliyor. Özel bir şey yapmaya da gerek olmadan. Siz ne öngörüyorsunuz?

BG: Sadece sağlıklı kalıp, sevgiyi, saygıyı hiç kaybetmeden işimizi yapmaya devam etmemiz gerekiyor. Onlara rahat bir üretim atmosferi sağlamaya çalışıyorum. Mesela kendimize ait bir stüdyomuzun olması amaçlarımız arasında. Güzel bir çalışma şeklimiz var aslında. Ağır ağır gidiyor. Hızlandırmak istiyoruz.

 

Çok da PR çalışması yapılmasına gerek yok gibi geliyor bana. Bir dinleyenin aklında hemen kaldığı için sözler, internet iyi kullanılırsa hızlanır gibi. Sizin böyle bir planınız var mı? Yoksa albüm çıktı, şimdi de bol bol çalacağız mı plan?

KB: Kafamızda geleceğe yönelik planlar var aslında. Biz de yaptığımız müzikten umutluyuz. Bu kadar sürede böyle bir kitleye ulaştıysak, bir süre daha beklersek daha büyük bir kitleye hitap edeceğiz, o belli bir şey. Ama bizim yapmak istediğimiz, her şeyden önce performans konusunda çok başarılı bir grup olmak. Sözlerle anıldığı kadar performansımızla anılmak istiyoruz. Bunun için de tabii ki bir sahne ekibi gerekiyor. Işık olsun, ses olsun, kendi adamlarımızla çalışmak istiyoruz. Ama bilmiyorum bu ne kadar profesyonel olur ya da profesyonel olursa bizim için iyi mi olur. Bir arkadaş çevresi gibi çalışmak daha mantıklı aslında.

BG: En büyük hedef albümdeki müzikten daha güzel bir müziği sahneye koymak. Çünkü “an” önemli. Çaldığın andaki iletişim hiçbir şeyde yok. Canlı müzikte olan hiçbir şey kayda indirgenemiyor. O yüzden mümkün olduğu kadar çok konser vermek istiyoruz.

 

Engin, sen niye hiç konuşmuyorsun?

ES: Gitarist olarak genelde sözel dile getirebileceğim pek bir şey yok. İşim melodiyle anlatmak. (gülüşmeler)

BG: Grubun Messi’si.

ES: Kafada tasarladığım cümle oluyor arada ama…

 

Fono Müzik’in de size böyle sahip çıkması büyük şans…

KB: Biz çok memnunuz Burak’la çalışmaktan. Profesyonel davranmamız gerektiğinde davranıyoruz ama kendi aramızda çok samimiyiz, yakın arkadaşız, aynı grupta çalıyoruz. Bu bizim çok hoşumuza giden bir durum.

ES: Büyük bir avantaj. Her zaman birbirimizi arar sorarız, “İyi misin, bir durum var mı?”. Prodüktörle böyle bir ilişki…

 

933991_582154088510708_1601873396_nÇok fazla grup var, çok fazla müzik üretiliyor. Ama diğer firmaları da biliyoruz. Her şeyini senin yapıp bitirdiğin albümleri bile basmama durumu var. Dijital satış mevzusu yüzünden de kolaya kaçma durumu da var. Bu yüzden güzel bir örtüşme olmuş.

BG: Bizim şirket biraz eski kafalıdır. ‘70’lerdeki, ‘60’lardaki bir plak şirketi gibi düşünüyoruz. Bizim için önemli olan müzik. Bankacı kafasıyla ya da bir finansçı gibi şirket yönetmektense güzel müzikleri toparlayıp basmak istiyoruz. Fono Müzik belli başlı farklı tarzlardan oluşuyor. Benim yaptığım prodüksiyonlar gerçekten inandığım şeyler oluyor. Daha önce danDADAdan, Garaj gibi grupların albümlerini yapmıştık. Yüzyüzeyken Konuşuruz bence Fono Müzik için güzel bir sayfa. Şirketin pop tarafı ya da Türk Halk Müziği tarafı da çok seviyor Yüzyüzeyken Konuşuruz’un müziğini.

 

Çünkü çok güzel Türkçe kullanıyor.

ES: Biz de çok seviyoruz Türk müziğini, kendi müziğimizi. Neil Young da seviyoruz Münir Nurettin Selçuk da seviyoruz.

KB: Şu an için yaptığımız müzik ne kadar o kafada olmasa da yavaş yavaş müziğimizi folk kokusuna doğru kaydırmak da istiyoruz. ‘60’lı yıllarda yapılan saykodelik folk akımları gibi bir folk ama. Bunu güzel bir şekilde harmanlayabilmek lazım.

 

Şu anda dünyada da çok iyi örnekleri yapılıyor zaten. Özellikle Amerikalı singer-songwriter’lar alt. Country ya da saykodeliyaya bayağı bulaşmış durumdalar.

KB: Benim de şu an Amerika’dan çıkan gruplar arasında en çok dinlediklerim bu tarz gruplar. Black Angels, Allah-Las… Bizim şansımız bu aslında. Şimdi dünyadaki akımlara, trend’lere hemen ulaşabiliyoruz ve o akımların Türkiye’deki karşılıkları da daha hızlı başlayabiliyor. Türkiye’de de çok başarılı gruplar var, Hariçten Gazelciler var mesela. Tam saykodelik folk ve tam bu coğrafyanın müziğini yapıyorlar. Bence müziğin birazcık coğrafya kokması gerekiyor. Zaten Batı’yı taklit ederek Batı’ya bir şey satamayız. Kendi kültürümüzden, coğrafyamızdan bir şeyler koymalıyız. Bu yüzden folk çok önemli bence.

 

Gezi sürecinde çok hızlı tepki vererek başka şarkılar da yaptınız, bir bölünme oldu ama ondan önce nasıl bir ruh halinde çıktı bu işler?

KB: Gezi olayları patlak verdiğinde içimden hiç o durumla alakalı olmayan şarkı yapmak gelmedi. Gündem o kadar meşguldü ki, “Ben niye böyle bir şarkı yapıyorum ki?” diyordum. Olayın çok da içinde olduğumdan çok etkilendim. Gezi’yle alakalı iki şarkı yaptım. Biri çok biliniyor, bizim de çalmayı çok sevdiğimiz “Sen Taştan Biz Ağaçtan”. O dönem sound arayışına girdiğim bir dönem zaten.

ES: Biraz değişimin habercisi.

 

Gezi öncesindeki dönemde seni çok umutsuz, mutsuz da görüyordum.

KB: Canlı performansımızdan hiç memnun değildim. Konser veriyorduk, çalıyorduk ama mutsuzdum. Eğlenmiyordum sahnede. Sonrasında grupta değişimlere gittik. Ondan sonra bende bir yükselme başladı moral olarak. Verimli bir şekilde çalışabilmek bir şeyleri fark ettirdi. Şu an kafamdaki canlı performansı tam olarak çaldığımızı söyleyemeyeceğim ama iyi performans kendini belli etmeye başladığı andan itibaren bende bir yükselme oldu.

 

Şarkıların ilk versiyonlarından bayağı bir değişiklik olmuş. Bazı parçalarda özellikle yerel motiflerin girdiği düzenlemeler var. Engin, orada top sende miydi?

ES: Topun bana geldiği zamanlar oldu. Bu ortak bir şey sonuçta. Herkes birbirinden fikir alıyor.

KB: Engin gitarları kendi çalmak istediği gibi çaldı. Kendi motifleri, süsleri, olmuştu yani. Farklı bir hava getirmişti.

ES: Birinci albümün benim şahsım adına olmasını istediğim sound’u gösteren tarafları var. “Cenaze Evi”nin solosu mesela. Erkin Koray’ın ’60-’70 senelerinde anlaşılamadığı bir zurna solosu var. Ama biz şu sound’da zurna çalacak değiliz. Ben de ona göre bir solo attım. Fikir, tema buydu. En azından gitarları bizim müziğimizle harmanlamaya çalıştım.

 

maxresdefault-1Gelelim herkese sorduğum soruya; albümlerin satmadığını biliyoruz, bu albüm zaman içerisinde güzel rakamlara ulaşabilir de, siz albümü dağıtıma verdiğiniz günün ertesinde de internete düşecek bütün kayıtlar. Bu konularda neler düşünüyorsunuz?

BG: İnsanlar iTunes’dan, TTNET Müzik’ten indirebilir, dinleyebilirler. Artık bir sürü virüs yemeden, ufak bir ödeme karşılığında dinleyebilecekleri yerler var. Bunların hepsi yavaş yavaş yasallaşıyor. Deezer Türkiye’de. Tabii belli bir dönem insanlar torrent transferi yapacaklardır. Bunun önüne geçmenin mümkünatı yok. Ama gene de bir gelir kapısı olacak müzisyenler için. Çünkü bu dijital satışta meslek birliklerine de ödemeler yapılıyor. Müzik endüstrisinin önü çok açık aslında. Ama devletin de müzik sektörüne destek olması gerekiyor. Ülkenin bu durumunda sıra bunlara gelmiyor. Bunları güzel konuşabileceğimiz başka platformlar da olursa değerlendirmek de isteriz, nasıl olması gerektiği konusunda bir sürü fikrimiz var. Çünkü bir işi düzgün yapmanın bir tane yolu var. Bunun örneklerini artık Türkiye’de de görmeye başlayacağız.

 

Ama siz şimdi plak kafasındasınız, kendi stüdyonuzu kurmaya çalışıyorsunuz, sesle bu kadar uğraşıyorsunuz. Ama sonra dijitalize edildiği anda bütün tadı tuzu kaçıyor ya…

BG: Gönül ister ki anolog kaydedelim, banta kaydedelim, plağa basalım ama Türkiye’de plak fabrikası yok. Çek Cumhuriyeti’nde bastıracağız plağı büyük bir ihtimalle. Ama şunu hatırlıyorum, eskiden kasetten kasete çekerdik. Radyodan yaptığım kayıtta ben bir grubun müziğini sevdikten sonra onun hangi formatta olduğu önemli değildi artık. İnsanlar da müziği sevdiklerinde onun dolaşımının dijital ya da analog olmasını çok önemsemiyorlar. Ama biz kayıt yapan endüstrinin profesyonelleri olarak keşke kayıtlarımızı analog olarak yapabilsek, analog olarak dağıtabilsek diyoruz. Çünkü replikadan bahsetmiyoruz, gerçek sesten bahsediyoruz. Ama önemli olan söz, müzik… İnsanların dinleme şekillerine müdahale edemiyoruz.

KB: Zaten bizim için canlı performansın önemli olmasının sebebi, bu noktada devreye canlı performansın girmesi.

 

Tamam, canlı performans çok önemli de, albüm satın alınmıyor, konserlere gidilmiyor ya da kapıya isim yazdırmak üzerine kurulu bir sistemimiz var…

BG: Ne yapalım, Türkiye’nin durumu biraz böyle. Biz de bunun içinde mücadele edeceğiz.

ES: Bizim bir kozumuz var ama. Biz samimiyetle çıktık yola. Samimi olduğumuz için sevildik. Biz de samimiyet görmek istiyoruz. Karşılıklı olması lazım.

 

Peki, benden bu kadar. Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

BG: İnsanlar çok severek çalıştılar. Uzun sürmesinin sebebi, Gezi Parkı olayları her şeyi o kadar anlamsızlaştırdı ki; albüm yapmak, bu dünyada yaşıyor olmak, müzisyen olmak… bunlar önemsiz oldu bir anda hepimizin hayatında. Başka dertlerimiz olduğunu gördük. Ama her şey iyi olacak. Umutluyuz. Herkes işini güzel yapsın. Mücadeleye devam.

KB: Beni Gezi olayları değiştirdi. Gezi’den önce ben yine şarkılarda toplumsal laflar geçiriyor olsam da önemli konularda önemli şeyler söylemeye çalışan, söylemek isteyen bir adam değildim. Gezi dönemi beni sanırım birazcık olgunlaştırdı, anlatacaklarım konusunda. Ya da aynı şeyden farklı bir yöntemle bahsetmek olabilir.

ES: “Toplum tarafından onaylanan aşkınla beraber…” derken…

KB: İşte herkes orada “aşk”a dikkat ediyor…

 *Söyleşi ilk olarak Kargamecmua’nın Ekim sayısında yayımlanmıştır.

 

Tayfun Polat, Mühim Hadiseler Enstitüsü

gay social networking

Funny Cats

Cute Kittens

Healthy diet

Most Inspirational Video Ever

Most Motivational Video Ever

Most Inspirational Video Ever

Best Vines

Cute Cat Funny Cat Compilation

Most Motivational Video Ever

Talking Cats

Scared Cat Compilation

Funniest Cats

Funny Video

Just Bieber Pictures

Fail Compilation